08 Kasım 2009 Pazar

"hayvanların beyni veya duyguları olmadığına"inananlar...

Dişi kuş yaralanmış ve durumu vahim...
Yolun üzerinde alcak uçarken bir araba çarpmış ona... Erkek kuş ona yiyecek taşıyor...Ona sevgi ve şefkat gösteriyorGidip tekrar yiyecek getiriyor ama,öldüğü düşüncesiyle müthiş üzülüyor.
Yerinden kımıldatmaya calışıyor eşini...ki bu,
kırlangıçlar için çok ender görülen bir durumdur! Sevgilisinin öldüğünü ve asla geri dönmeyeceğini farketmesiyle birlikte,yitirdiği aşkına acı gözyaşları döküyor. Ölümden duyduğu kederle eşinin başucundan ayrılmıyor.
Artık onu sonsuza dek yitirdiğini,kendisine dönmeyeceğini anlamıştır.Hüzün ve acı içinde onun yanında duruyor.
Bu resimleri Dünya'da milyonlarca kişi izledi
Fotoğrafçı resimleri ufak bir ücret karşılığında
Fransa'nın en ünlü gazetesine sattı.
Resimlerin basıldığı gün bayilerdeki tüm gazeteler tükendi.
Ve bazı insanlar hâlâ "hayvanların beyni veya duyguları olmadığına" inanıyorlar değil mi?..
Sonuç!
Bizler insanız diye övünüyoruz.
Yazık çok yazık onlardan alacak ne de çok dersimiz var oysa.

25 Ekim 2009 Pazar

adım adım delilik...

giriş!
düşler infilâk etti beden parçalandı ruhu derinliğinde kaybolurken bastığı zemin ikiye bölünmüş
dünyası iki ayrı kişilik doğurmuştu
siyah ve beyaz kadar zıt ama gri kadar uyumlu
tavanda asılı kalan bir kaygı!
elle dokunmanın çok ötesinde
karanlığın içinde
yadsımanın tam gerisinde
kilitli demir parmaklıklar ardında
oyundan uzak kız çocuğu
iç içe geçmiş matruşkalar gibiydi
beyninin ardında uğuldayan anlatıcılar
ne kaçacak kadar gücü
ne de tutunabileceği kadar uzun kolları yoktu
çaresizce üçüncü dünya’ya açtı gözlerini
ara boşluğa
yani
akıl hastanesine
tanrının uğramadığı tek yere
"doktoruna yardım edecek misin?"dedi.
doktor!bu sana bağlı bana değil
yardımcı olmanla ilintili diye karşılık verdi
gülümsedi kadın;ya yardımcı olmazsam!
mantığı zaman zaman parçalanıyor
başı sonu belli olmayan olayların ana çizgisinden hızla uzaklaşıyordu ,
ya yardımcı olmazsam
ya yardımcı olmazsam
ya yardımcı olmazsam
üç defa tekrarladı ve sustu.

18 Ağustos 2009 Salı

Küçük İskender farkındalığıyla...


İlk kurşunu alnına sıkacağım.

İkincisini karnına; sonraki kurşunlar sırasıyla omuzlarına: Böylece ıstavroz çıkararak öleceksin. Ne mutlu sana! Bana bir kadeh şampanya ısmarlamak için ne bekliyorsun? !

İpi boynuna kravat şeklinde bağlayacağım.

Asılırken kibar ve efendi görüneceksin.

Ne mutlu sana! Her yanım tereyağı içinde, bana biraz havyar sürmek için ne bekliyorsun? !

Sana saplayacağım bıçakla tanışmanızı istiyorum; çok eski dostumdur.

Birlikte çok iş başardık, çok badireler atlattık.

Keskin bir dili vardır. Yani bir ülkeyi bile bölebilir. Öyle keskin bir dil! Ne mutlu sana!

Bana şurdan bir kilo tecavüz tarttırmak için ne bekliyorsun? !

Susadığın için boğarken seni ben, su sporlarına yeni bir branş kattığını düşün.

Alnına neşterle God yazacağım. Gotik harflerle, yeni dalga akımının etkisi altında, biraz Chaplin'i taklit ederek. Biraz kafası karışık bir Richard Brautigan'ı taklit ederek.

Biraz enseyi omurgaya almış bir berberi taklit ederek.

Ne mutlu sana!

Aramızdaki sinir haplarını toplayıp zorla konu komşuya yutturmak için ne bekliyorsun? !

Bizim senle hukukumuz var. Avukatımız var. Suçumuz var.

Bizim senle bir ömrü paylaşmaya andımız, bu andı çiğneyip içyüzümüzü ifşa eden ihanetlerimiz, birbirimizi kolayca harcamanın lüksü, bu lükse sığan baş önde boş boş oturuşlarımız var.
Konuşamayışlarımız, hiçbir şeyi açıklayamayışlarımız, kaçıp gitmeyi erdem sayışlarımız var.
Umutmuş, bir şans daha vermeklermiş, özürlermiş, lütfen unutlarmış: Zaaf Zaaf! Bunlar evrim zaafı! Ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim.

Aşk acısı silinir, kin mezara kadar!

Sadece hümanist olacak kadar düşük değil IQ seviyem!

Bu gece alkolle sabahla; ona de ki: Ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim.

Bu gece hüzünle sabahla; ona de ki: Ben bedendeki mıknatısın büyüsünü bozdum.

Bu gece iğrenç bir korku filmiyle sabahla; ona de ki: Kabuslarımın orta yerindeki tek güzel mabedin kapısına sıçtım.

Bu gece imla kurallarına uyulmuş edebi bir intihar mektubu ile sabahla; ona de ki: Farkındayım, ölsem, cesedimi gerçekten teşhis edebilecek tek insan odur; ceset de olsam, hainim hâlâ.

Ne mutlu sana!

aptal kadınlar...

karşı cins yerine benimle kumar oynasaydınız
emin olun daha az yanardınız.

şimdi

ateşe dayanabileceğiniz kadar günah işleyin

daha sizlerle görülecek hesabımız

kapanacak defterlerimiz var.